11 Temmuz 2014 Cuma

Küçük çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?


Ölüm çiçeği nedir bilir misiniz?
Mezarların üstünde açar ölüm çiçeği. Altındaki cesetlerin zenginleştirdiği topraktan coşup fışkırır. Ölülerden can bulur, kayıp ruhların bedenlerinden kavuşur yaşamına. Misk otu yalnızca kendisinden beslenen mavi kelebekleri çeker, çıldırtır, masmavi danslarında yaşam verir onlara.
Yüzlerce, binlerce ceset üzerinde yükselen yeni bir yaşam biçimi şekillenir zamanla. Ölü bedenler derinlerde gömülüdür. Dikkatle gizlenmiştir toplu mezarlar. Yemyeşil bir bitki örtüsünün altında yatarken yüzbinler, doğaya hayran insanlar, çocuklar kim bilir kaç kez yuvarlanmışlardır üstünde ölülerinin.

Yüreğiniz kaybolan ölülerinizde, gözleriniz kelebeklerin dansında ölüm çiçeklerini aradınız mı hiç?
Biliyorsunuz ki o çiçeklerin altında gizli yitirdiğiniz canlar, tükenmiş umutlarınızın siyahında uçuşuyor o masmavi kelebekler.
O çiçekler sapsarıdır ve taç yapraklarının üstünde kıpkırmızı lekeler vardır. Kan lekeleri insanlığın.
Bir zamanlar kanla sulanan topraklar, rengarenk çiçeklere ev sahipliği yapıyor şimdi. Çiçekler rüzgara anlattırıyor hayat buldukları ölülerin renklerini, kokularını, özlerini.
Kapa gözlerini, uzan toprağa ve fısılda rüzgara: Bosno moja ti si moja mati....Bosno majko Srebrenice sestro....
Bosna’m, sen benim annemsin, Bosna annem, Srebrenitsa ablam....

Yer Srebrenitsa. Aylardan Temmuz, günlerden 11. Kod adı ''Krivaya 95''. Harekatı yapan Srpska Cumhuriyeti Ordusu.
1995 yılının bu yaz gününde Bosnalı Müslümanlar II. Dünya Savaşından sonra meydana gelen tarihin en büyük soykırımına uğradılar. Sırp milisler, özel polis güçleri ve Sırbistan Federal Ordusu topladıkları, tecavüz ettikleri ve işkenceden geçirdikleri binlerce Bosnalı müslümanı çocuklarının, kardeşlerinin önünde katlettiler ve cansız bedenlerini yine onlara gömdürdüler.
O gün 8500'den fazla insan katledildi orada. Şimdiye dek bulunan 42 toplu mezardaki 2070 cesedin kimlik tespiti yapılabildi, küçük parçalara bölünmüş 7000 den fazla ceset hala torbalarda bekletilmekte. Bazı cesetler defalarca toplu mezarlardan çıkartılarak başka yerlere taşınıp tekrar gömülmüştü. Hala 22 kayıp toplu mezar olduğu biliniyor.

312 bin kişi öldü Bosna'da. 35 bini çocuktu. Bosna'nın geleceğini bitirmekti amaç. 50 bin kadına tecavüz edildi. 18 bin kişi hala kayıp. Rakamların dili bile acıklı, dehşet veren bir utancı insanlığın.
Birleşmiş milletler soykırım demiyor, ''etnik temizlik'' olarak adlandırıyor Bosna'daki ölümleri.

Yalnızlaşmak ve Özgürleşmek

Her şey herhangi bir şeye gereksinim duyarken başlıyor. Eksiğini başka bir insan üzerinden karşılamaya kalkışma yanılgısına düşmek aslında kendimizi yalnızlaştırmak demek. Bir insanı ne kadar çok sevdiğine inanıyorsan, o insana olabildiği kadar uzak olmak yaşamı okumak bakımından kendini özgürleştirmek demek. Aşk ya da tek bir insana duyulan özel sevgi insanın kendini yok etme sürecini başlatıyor. İki kişilik yaşam yanılgısı, yerleşik ahlakın dayattığı kültürden tut da bireyin yalnızlaştırıldığı yeni küresel tüketim kültürüne kadar bir çok içselleştirilmiş oluş ve davranış biçiminin olağan sonucudur. Evet ,belki de her şey diğer bir insanla başlıyor ama başlayan kendinle vedalaşman, kendini öldürmen aslında. Aşk insanın kendisini zenginleştirmiyor, yok ediyor. Oysa insanın kendini, kendi içinde eriterek, kendi bütünlüğünü zenginleştirerek yeniden yaratması aslolan. Vb, vb, vb........

Açayım; hiç bir insan başka bir insanla varolmaz, eksiğini kapatmaz. O yüzden ne beğenilmek ne sevilmek ihtiyacı başka bir insanın varlığı ile doldurulamaz. İnsan bunu keşfettiği anda karşısındakinden bunu beklemeyi bırakır. Bunu bir zincirleme olay gibi düşünürsek, idealde birbirlerini bir şey olmaya zorlamayan, sadece ''olan'' ilişkiler kalıcı olur...
Ne kadar katılabiliriz ki !

2 Temmuz 2014 Çarşamba

TEMMUZ'UN NEFESİ

Günlerden 2 aylardan Temmuz
Yıllardan sonsuz.
Yakıldık diri diri.
Aydındık, boyun eğmeyen ilerici,
Vicdanlı ve inadına devrimci,
Düzeni sevmeyen, düzenin sevmediği.
Kula kulluk etmeyen biz
Yaradan'ı yaratandık,...
Ezeldik, ebeddik, insandık.
Otuzüç candık.
Bilirdik sevişmeyi bildiğimiz gibi,
Emeğin kutsal değerini.
Bilirdik karanlığın gizlediği çirkinlikleri,
Kalkmasın diye
Gecenin tülü üstüne serili
Aydınlığına namusun,
Sevginin, onurun,
Bilirdik elbet açtırmadıklarını perdeyi.
İstemezlerdi bilirdik
Bölüşmemizi hakça ekmeği.
Otuzüç candık koparıldık yaşamdan,
Yandık aydınlansın diye
yarınlar
Unutulmadan unutturulmadan.
Ve aleviydik
Ali'ydik, Hak'tık, namus işçisiydik.
Sorulmaz bize mezhebimiz
Yolumuz vardır bizim
Mezhep bilmeyiz.
Aşk için can veririz.
Dinimiz sevgidir
Yolumuz insanlık yolu.
Ateşte Semaha durduk
Sonsuz Cem'de buluştuk.
Kan gülleri açtı
Kavrulan bedenlerimizde,
Unutmayın bizi canlar
Yürürken elele
Herşeye rağmen
Aydınlanacak geleceğe.
Yırtılacak perdesi gecenin,
Dolacak umutlu yüreklere
Namuslu aydınlığı emeğin
Onurun ve aşkın.
Ağıt yakmayın bizim için
Zincir olur göz yaşları geleceğe.
Sivas'ta aldılar canlarımızı
Can verirken umudumuza
Ey halkım bizi unutma.

Cem Cinol